Samet Akpınar
• 2/2/2006 - Satış Politikaları
|
İçinde olduğumuz hafta başından beri gerek internet sitelerinde gerek televizyonlarda dolaşan bir haber : "3 Şubat virüsüne dikkat!" Mail kutuma geçen gün baktığımda 'sexy' konulu bir mail gördüm, gönderen ise tanıdığım biri. Baktım ne göndermiş diye; 180kb'lık bir ek ve boş mail. Şaşırdım ve sildim, bu maillerden devamında iki üç gün boyunca geldi. Ben açmadam silmeye devam ediyordum. Geçen gün www.donanimhaber.com forumunda dolaşırken şu yazıyı gördüm: 3 Şubat'ta faaliyete geçecek Nyxem virüsünün ''bulaştığı'' bilgisayarlarda Word, Powerpoint, Excel ve Acrobat gibi program dosyalarını sileceğini belirterek, bu tarihten önce kullanıcıların bilgisayarlarında virüs taraması yapmaları gerekmektedir... Güvenlik kuruluşları, bilgisayar kullanıcılarını bu tarihten önce virüs programlarını güncelleştirmelerini ve bilgisyarlarında virüs taraması gerçekleştirmeleri konusunda uyarıyorlar. Finlandiyalı F-Secure firmasından Mikko Hypponen, solucanın çoğunlukla Türkiye, Hindistan, Peru ve İtalya�daki bilgisayarlarda etkili olacağını tahmin ettiklerini açıkladı. Hypponen, virüsün bilgisayarlarda CME-24, BlackWorm, Mywife.E ya da başka isimlerle saklandığını belirtirken, F-Secure firmasının da bir virüs temizleme programı hazırlandı bu Programı http://www.f-secure.com/tools/f-force.zip adresinden inidirilebilir. Aynı yerel bağlantı içindeki bilgisayarlarda arama yöntemiyle de bulaşan virüs, her ayın 3'ünde şu dosyaları siliyor: -DMP - Oracle files. -DOC - Word document. -MDB - Microsoft Access. -MDE - Microsoft Access/Office. -PDF - Adobe Acrobat. -PPS - PowerPoint slideshow. -PPT - PowerPoint.-PSD - Photoshop. -RAR - Compressed archive. -XLS - Excel spreadsheet.-ZIP - Compressed file. Yazıyı okursanız, F-Secure adında bir antivirüs firması, bu saldırı için bir program hazırlamış. 200kb'lık bir zip dosyası açtığımızda karşımıza programın yanında, firmanın reklamı çıkıyor. Bunu gören insanlarda biraz mantık varsa anlayacaklardır ki virüsü F-Secure firmamız hazırlamış, piyasaya sürmüş ve telaşta olan kullanıcılardan yararlanmak için 3 Şubat virüsü yalanını kullanmış. Bu tür politikalar çok bayatladı. Bir örnek daha vereyim; sabah mailimi kontrol ettiğimde çeşitli antivirüs firmalarının reklamları: "%25 indirimli".
Bu kadar da fırsatçılık olmaz, olmamalı!
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 30/1/2006 - Hastanede sabahlamak
Kar yağınca hastanelerde bir yoğun çalışma başlar; düşüp kolunu bacağını kıranlarla dolar hastaneler. Bu şanssız insanlardan birisi de yakın komşumuzdu, ayağı kayıp düşünce bacağını kırmış ve aynı gün akşamı ameliyat olmuştu. Ameliyatının üçüncü gününde ise refakatçi olma sırası bana gelmişti. Saat 7.00 gibi hastanenin ortopedi servisinde odayı buldum ve geçmiş olsun deyip girdim. Televizyon vardı da canım sıkılmadı pek Kurtlar Vadisi, İbo Show derken saat 12.00'ı buldu ve ilaçların etkisiyle hastalarımız uykuya daldı. SSK gibi imkanları kısıtlı bir hastanede refakatçiye sadece bir sandalye düşüyor, sandalyede uyumak da tam bir işkence.. Sanırım saat 1.00 gibiydi odadan biraz yürümek için çıktım koridorda turluyordum. Derin bir sessizlik kaplamıştı koridoru ve tüm hastaneyi. Bir odanın önünden geçerken gözüme bir ışık çarptı, kimsenin olmadığını farkedince girdim içeri; bir de ne göreyim bilgisayar, interneti bile var. Hemen oturdum başına açtım Msn'i, yakalanma korkusuyla bir saat oturdum sanırım. Uyku bastırınca kalkıp odaya gittim ve sandalyede uyumaya(!) çalıştım ama ne mümkün.. Uyumayı bırak oturmak bile bir zahmet o sandalyede. Yarım saat kadar oturduktan sonra tekrar koridora çıktım, amacım tekrar bilgisayarın başına oturup zaman geçirmekti ama kanepeyi görünce kıvrıldım yattım. Bir buçuk iki saat sonra hastabakıcı uyandırdı beni, acımış olsa gerek beni başka odaya gönderdi ve "kimseye görünmeden yat" dedi. Saat 6.30 gibi tekrar hastabakıcı tekrar beni uyandırdı ve "kahvaltı geliyor" diyip beni odama gönderdi. Kahvaltı servisi başladı ve menümüz yarım ekmek, peynir ve zeytin.. Yedik, karnımız doymadı ama buna şükür. Doktorlar hastaları kontrole geldiler, doktorlar gidince refakatçisi olduğum amca; "Oğlum sen vardiyanı bitirdin, eve git yat. Birazdan oğlum gelecek zaten" dedi. Ben de kaptım montumu, arkama bile bakmadan doğru eve gelip yattım. Daha önce hiç yaşamadığım bir gün oldu ve bundan sonra da hiç yaşamaya niyetim yok. O hastaneye sağ giren hasta çıkar, Allah kimseyi düşürmesin..
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 26/1/2006 - HASTASIYIM BU OYUNUN, Kaan KURAL
HASTASIYIM BU OYUNUN, Kaan KURAL Yayınevi: Mavi Ağaç Kategori: Deneme / Spor / Türkçe Özellikler: Boyut 13,5x21x1,1 / 174 sayfa Yayın tarihi: Ekim 2005, 1. baskı Not: Kitapçılarda 8,5 YTL'ye satılıyor fakat kitap satışı yapılan muhtelif web sitelerinden indirimler sayesinde 6 küsur YTL'ye temin etmek mümkün. Yorumculuk zor iştir, bir çok sevmeyeniniz olur. Çevremdeki basketbola çok yakın insanların bile Kaan Kural'ı yorumlarından ötürü sevemediklerini gözlemledikten sonra, bu kitabın okunması gerektiğine olan inancım daha da arttı. Konu yine aynı, yorumlar yine aynı doğrultuda ancak daha kişisel ve bu sebeple basketboldan fazlası yakıştırmasını hakediyor. Kullandığı kelimeleri biraz derinlemesine incelerseniz, o yorumları eleştirilen Kaan Kural'ın nasıl bir basketbol aşığı olduğunu, bu sıfatı kendisine takanlardan ne kadar farklı bir noktada durduğunu önünüze fincanla sunan bu yazılardan büyük haz alacaksınız.
Konu yorumlarını beğenmek ya da katılmak değil, O'nu anlatmaya çalıştım kapasitem ekseninde.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
|